Almanya’da sosyal medya platformları üzerinden sahte reklamlarla dolandırıcılık yapılmasının ardından, mahkeme tarafından platformların kurucu portallarını sorumlu tutması uluslararası dijital hukukta yeni bir dönüm nokt...

Almanya’da sosyal medya platformları üzerinden sahte reklamlarla dolandırıcılık yapılmasının ardından, mahkeme tarafından platformların kurucu portallarını sorumlu tutması uluslararası dijital hukukta yeni bir dönüm noktası oluşturdu. Konuyla ilgili açıklama yapan Avukat Kübra Pekel, "Açılan dava uluslararası dijital hukuk açısından tarihi bir eşiktir" ifadelerini kullanırken, Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu da, "Mahkemenin istediği düzenlemeler yapılırsa platformlar daha dikkatli olmak zorunda kalacak" dedi.
"Bu durumdan dolayı tanındık yüzler de mağdur oldu"
Türkiye’de sahte reklam çalışmalarından dolayı tanınmış yüzlerin de mağduriyet yaşadığını söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, "Aslında bugüne kadar her zaman belirttiğimiz bir konu vardı. Portallar üzerinden ya da sosyal medya platformları üzerinden verilen reklamlarda sorumluluk portala ait olmalı diyorduk biz. Almanya’da bu konuda bir şikayet alındı ve bunun üzerine de Almanya Mahkemesi bir karar verdi. Dedi ki artık bundan sonra verilen reklamlarda portal sorumluluğu sadece para cezasıyla değil, buradaki hak kaybıyla ilgili de ödemeler yapılması gerekir. Yani ülkemiz açısından da aslında bu konuda çok büyük mağduriyetler yaşanıyor. Tanınmış yüzler ne yazık ki bu çalışmalardan ya da bu reklamlardan dolayı büyük mağduriyetler yaşadı. Aynısının yaşanmaması açısından da gerekli yaptırımların Türkiye’de uygulanmasını önemsiyoruz. Şu anda herhangi bir sorumlu bulmak da gerçekten çok zor verilen reklamlarda. Ancak eğer buna benzer düzenlemeler yapılırsa platform daha dikkatli olmak zorunda kalacak, reklamları inceleyecek ve bu konuda sadece para cezası değil, mağduriyet yaşayan firmaya da aynı şekilde bir haliyle hak kaybından dolayı ödeme yapılmış olacak" dedi.
"Gelişme çarpıcı ve emsal teşkil edici"
Avukat Kübra Pekel ise mahkemede yaşanan gelişmenin hukuki açıdan emsal teşkil edebileceğini söyleyerek, "Günümüzde sosyal medya platformları yalnızca birer iletişim mecrası değil, aynı zamanda devasa birer ticaret ve reklam pazarıdır. Ancak bu pazarda vatandaşlarımızın karşısına sıkça çıkan sahte ve yanıltıcı reklamlar; finansal kayıplardan kişisel veri ihlallerine kadar ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Yıllardır Facebook ve Instagram gibi platformlar, üçüncü kişiler tarafından verilen bu sahte reklamlara karşı kendilerini hukuki bir zırhla koruyorlardı. Savunmaları şuydu: ’Biz sadece aracı hizmet sağlayıcıyız. İçeriği biz üretmiyoruz, dolayısıyla bilgi sahibi olmadığımız sürece bu içeriklerden sorumlu tutulamayız.’ Ancak dijital hukuktaki bu ’pasif aracı’ anlayışı artık tamamen kırılıyor. Bu konuda çok çarpıcı ve emsal teşkil edecek bir hukuki gelişme yaşandı. Almanya’da bir mahkeme, sağlayıcı şirketin Facebook ve Instagram’da yayınlanan sahte reklamlardan doğrudan sorumlu olduğuna karar verdi. Karardaki somut tespitler olayın ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. Bir portal işletmecisi, yalnızca Ağustos 2024 ayı içerisinde içerik sağlayıcı kanal yaklaşık 260 sahte reklam ihlali bildiriyor. Ancak sağlayıcın bu ihlalli içerikleri platformdan kaldırması 62 güne kadar sürüyor. Yani dolandırıcılık amaçlı reklamlar iki ay boyunca yayında kalmaya devam ediyor. Mahkeme, içerik sağlayıcının Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki ’bilgi eksikliği’ savunmasını reddetti. Gerekçe ise çok net; içerik sağlayıcı tarafsız veya kronolojik bir akış sunmuyor. Aksine, kendi algoritmaları ve reklam araçlarıyla içeriği kimin göreceğini kontrol ediyor ve bu sahte reklamlardan ticari gelir elde ediyor" ifadelerini kullandı.
"Uluslararası dijital hukukta tarihi bir eşik"
Gelişmelerin uluslararası dijital hukuk noktasında tarihi bir eşik olduğunu belirten Pekel, "Bu doğrultuda mahkeme, Avrupa Adalet Divanı’nın Haziran ayındaki emsal kararına da atıfta bulunarak üç temel yükümlülük getirdi. Sahte reklamları derhal kaldırmak, mağdurlara tazminat ödemek ve bu sahte reklamlardan ne kadar gelir elde ettiğini şeffafça açıklamak. Karar henüz kesinleşmemiş ve temyiz yolu açık olsa da, uluslararası dijital hukuk açısından tarihi bir eşiktir. Peki, bu sahte reklamlarda hukuki sorumluluk tam olarak kime ait? Burada ikili bir sorumluluk yapısı var. İlki ve asıl fail, bu reklamı verip vatandaşımızı dolandıran üçüncü kişilerdir; doğrudan ceza ve tazminat sorumlulukları bulunur. İkincisi ise sosyal medya platformlarıdır. Platformlar ’Reklamı ben vermedim’ diyerek kenara çekilemez. Çünkü sahte içerik kendilerine bildirildiği halde bunu makul sürede kaldırmıyor, üstelik algoritmalarıyla bu içerikten reklam geliri elde ediyorlarsa; ’özen yükümlülüğünü’ ihlal ettikleri için doğan zarardan dolandırıcıyla birlikte ortaklaşa, yani müteselsilen sorumlu olurlar. Bu noktada vatandaşlarımıza da çok önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum. Sosyal medyada sponsorlu olarak önünüze çıkan bir reklama güvenmeden önce, ilgili markanın veya kurumun resmî internet sitesini mutlaka bağımsız olarak kontrol edin. Eğer bu tür sahte bir reklamla veya dolandırıcılık girişimiyle karşılaşırsanız; vakit kaybetmeden hem platforma ihbarda bulunun hem de ekran görüntüleriyle birlikte adli mercilere başvurarak hukuki süreci başlatın" dedi.