ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Burak Daban, son yıllarda Marmara Denizi’nde artış gösteren orkinosları değerlendirerek, "Müsilaj sonrasında devletimizin, Çevre, Şehircilik ve...
ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Burak Daban, son yıllarda Marmara Denizi’nde artış gösteren orkinosları değerlendirerek, "Müsilaj sonrasında devletimizin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın, endüstriyel tesisler, belediyeler gibi kuruluşlarla yaptığı müsilaj eylem planı sonrasında yoğunlaştırdığı denetim faaliyetleri, caydırıcı cezalar gibi unsurlar denizel kirliliği azaltmış olabilir Marmara Denizi’nde. Bir miktar azalan bu kirlilik sonrasında sağlıklı bir küçük pelajik balık büyümesi ve çeşitliği söz konusu olmuş olabilir. Bu büyük avcı dediğimiz işte orkinos gibi sürü oluşturan balıklar da bu balıklar bol olduğu için bu bölgeye toplanmış olabilir" dedi.
Marmara Denizi’nde Haliç, İstanbul Boğazı ve İzmit Körfezi’nde son yıllarda orkinoslarda artış yaşanmaya başladı. Orkinosların son yıllarda artışı karşısında deniz suyu sıcaklığının yanı sıra müsilaj eylem planı sonrasında denetim faaliyetleri, caydırıcı cezalar gibi unsurlar denizel kirliliği azaltmasıyla birlikte hamsi, çaça, sardalye, palamut, kolyoz, uskumru gibi küçük pelajik balıkların çoğalması ve orkinosların bu balıklarla avlanması, orkinosların da çoğalması olarak uzmanlar tarafından işaret edildi.
ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Burak Daban, Marmara Denizi’nde son dönemde yoğun bir şekilde görülen orkinosları değerlendirdi. Dünyada orkinosların uzun mesafeler ile aşırı göç edebilen balıklar olduğunu belirten Daban, orkinosların bölgedeki tarihî varlığını anlattı. Orkinosların dünya üzerinde iki büyük üreme alanı bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. İsmail Burak Daban, "Meksika Körfezi ve Akdeniz olmak üzere. Her yıl Mayıs-Haziran aylarında üremek için orkinoslar sürüler halinde Akdeniz’e giriş yapmaktadır. Akdeniz’i üremek için giriş yapan balıklar uygun su sıcaklığı ortamları oluştuğunda yani 24 santigrat derece ve üzerinde kendilerine üreme alanı seçerler. Ülkemizde tarihî kayıtlara baktığımızda İstanbul Balıkhali Müdürü Karekin Deveciyan’ın kayıtlarında ve kitabında 1915 yıllarında İstanbul Boğazı Dalyanlarında yılda yaklaşık 500 ton orkinos avlandığı bildirilmiştir. Hatta daha önceki tarihî kayıtlarda M.S. 73. yıllarda doğa tarihi yazarı Plinius’a göre bu türün Karadeniz’e kadar üremek için göç ettiği bildirilmiştir. Karadeniz’de ve Marmara’da aslında bu türün görülmesi sürpriz bir gelişme değildir. Tarihten bu yana olan bir durumdur. Ancak orkinoslar üreme davranışını bitirdikten sonra avlanmak için, yani beslenmek için bir müddet daha bu bölgede kalmakta. Ardından suların soğumasıyla birlikte Atlantik Okyanusu’na geri dönmektedirler. Dünyada çok ekonomik değeri yüksek bir tür olduğundan dolayı tarihten bu yanda avcılığı çok popüler olmuştur ve ilgi görmüştür" dedi.
Orkinosların hamsi, çaça, sardalye, palamut, kolyoz, uskumru gibi balıklarla beslendiğini kaydeden Daban, "Bunlara küçük pelajik balıklar deriz. Bu küçük pelajik balıklar nerede bolsa predatör bir balık olduğu için orkinoslar bunları takip eder. Ve yoğun oranda bunlarla avlanır. Müsilaj sonrasında devletimizin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın, endüstriyel tesisler, belediyeler gibi kuruluşlarla yaptığı müsilaj eylem planı sonrasında yoğunlaştırdığı denetim faaliyetleri, caydırıcı cezalar gibi unsurlar denizel kirliliği azaltmış olabilir. Marmara Denizi’nde. Bir miktar azalan bu kirlilik sonrasında sağlıklı bir küçük pelajik balık büyümesi ve çeşitliği söz konusu olmuş olabilir. Bu büyük avcı dediğimiz işte orkinos gibi sürü oluşturan balıklar da bu balıklar bol olduğu için bu bölgeye toplanmış olabilir. Son yıllarda bir takım artışlar olabilir. Ancak bu gelişmeler tam kontrolü ve sürülebilir olması kaydıyla devamlılığı gelebilir. Yani ne demek istiyorum. Müsilajı oluşturan şey azot ve fosfor girdisi denizde, kirlilik kaynaklı. Bunun için de ileri biyolojik arıtma tesislerinin kurulması zorunluluğunu ortaya koydu bakanlıklar. Eğer biz ileri biyolojik arıtma tesislerini tam sistemli olarak çalıştırabilirsek denizel kirliliğin önüne geçmiş oluruz. Denizel kirliliğin önüne geçmiş olursak müsilaj gibi olumsuz durumların önüne geçmiş oluruz. Bu gibi durumlarda sağlıklı bir küçük pelajik üretimi söz konusu olur. Bunu da aşırı avlamadan Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından küçük pelajik balıkların aşırı avcılığın gırgır avcılığından korunmasına yönelik geliştirilen hamsi kota uygulaması gibi yeni uygulamalar ile stokların sürdürülebilirliği sağlanabilir, böylece orkinos gibi avcı türleri de daha bol görmemiz mümkün olabilir" diye konuştu.