Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıktı....
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıktı. Doktor Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan 4 yıla kadar, Adli Tıp Kurumu görevlisi 3 şüpheli hakkında "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçundan 8’er yıla kadar, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile eşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında ise ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapis cezasıyla talebiyle dava açıldı.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz Çiftliği’ndeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca şüpheli ölüme ilişkin üç suç yönünden 6 sanık hakkında ayrı ayrı düzenlenen iddianamenin detayları ortaya çıktı. ‘Yalan tanıklık’ suçundan tutuklanan Doktor Nurettin Demirkol yönünden hazırlanan iddianamede, Demirkol’un Beykoz’da özel bir hastanede dahiliye uzmanı olarak çalıştığı, Demirkol’un maktul Denizolgun’un özel doktoru olduğu aktarıldı. Şüphelinin 26 Ağustos 2026 tarihinde ‘tanık’ sıfatıyla verdiği ifadesi de iddianamede yer aldı. İddianamede Demirkol’un savcılıkta verdiği ifadede maktulün özel doktoru olmadığını, çiftliğe gittiğinde Murat B. ve yabancı uyruklu şahsın olduğunu, maktulün yüzünde ve vücudunda kan görmediğini, maktulün ölümüne ilişkin şüpheli değerlendirmesi yapmadığını belirttiği anlatıldı. İddianamede, şüphelinin üzerine atılı suçu inkar yönünde savunma yaptığı, iddialarının soyut ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bu nedenle itibar edilmediği, şüphelinin olay günü polisleri kimin aradığını bilmediğini beyan etmesine rağmen polisleri kendisinin aradığının 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağı ve olay yerine intikal eden polis memurunun beyanı ile sabit olduğu vurgulandı. İddianamede, sanığın maktulün özel doktoru olmadığı, maktulün ölümünü şüpheli değerlendirmediğini beyan etmesine rağmen olay yerine intikal eden polis memuruna, olay yeri inceleme memuruna ve 155 acil çağrı ihbarında kendisini maktulün özel doktoru olarak tanıttığı ve ölümü şüpheli değerlendirdiği belirtildi. Sanığın maktulün yüzünde kan görmediğini beyan etmesine rağmen ölü muayene tutanağında ağzından kan sızdığı, bilirkişi doktorunun maktulün yüz kısmının kanlı olduğunu beyan ettiği bilgisi iddianamede yer aldı.
Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunun bilgisi yer aldı
Hazırlanan iddianamede, sanığın olay günü Kısıklı’da bulunan ikametinde olduğunu beyan etmesine rağmen HTS kayıtlarında Kısıklı’da baz kaydı bulunmadığı vurgulandı. İddianamede, sanığın çiftliğe gittiğinde maktulü ölü olarak bulduğunu beyan ettiği ancak HTS kayıtlarında sanığın hastaneyle ardışık arama kaydının bulunduğu, bu durumun çelişki oluşturduğu aktarıldı. İddianamede, sanığın çiftliğe gitmesinden yaklaşık 1 saat sonra polislerin geldiğini beyan ettiği ancak çiftlikteki ilk baz kaydının saat 22.15 olmasına rağmen, 155 ihbarının saat 00.30’da olduğu belirtildi. Şüphelinin çiftlikte sadece Murat B. ve yabancı uyruklu şahsın olduğunu beyan ettiğinin aktarıldığı iddianamede, olay yeri inceleme raporu, HTS kayıtları ve tanık beyanları doğrultusunda Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunun sabit olduğu bilgisi yer aldı. İddianamede, sanığın yanında başka şahıslar olduğu ve Hilmi Tuna Kuriş’in çiftlik bazının sanıktan önce olduğu, aralarında ardışık görüşme kayıtları bulunduğu, sanık Demirkol’un olay yerinde başkaca şahısların olmadığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu aktarıldı. İddianamede, sanık Ahmet Gökçen’in Adli Tıp Kurumunda olmadığını beyan etmesine rağmen alınan HTS kayıtları doğrultusunda Gökçen’in kurumda olduğu da anlatıldı.
3 Adli Tıp Kurumu çalışanı yönünden hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
Öte yandan, Denizolgun’un ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu’nda çalışanları Çağdaş K., İsmail Ç. ile Samet Ç. hakkında da düzenlenen iddianamenin detaylarına ulaşıldı. İddianamede, başsavcılığın 24 Şubat 2026 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazdığı, Denizolgun’un otopsi işlemine ilişkin görüntü kaydının olup olmadığının araştırılarak bilgi verilmesinin istendiği kaydedildi. İddianamede, başsavcılığın talebi doğrultusunda 12 Mart 2026 tarihinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin cevap yazısı da iddianamede yer aldı. Yazıda, otopsi işlemine ilişkin fotoğrafların bulunduğunun belirtildiği anlatıldı. İddianamede, 1 Haziran 2026 tarihinde başsavcılık tarafından Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazıldığı, Arif Ahmet Denizolgun’un otopsi işlemine ilişkin video ve fotoğraf kayıtlarının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesinin istenildiği belirtildi. Adli Tıp Kurumunun 5 Haziran 2026 tarihinde başsavcılığa otopsi işlemine ait fotoğrafların CD içerisinde gönderildiği kaydedildi.
Hazırlanan iddianamede, 14 Temmuz 2026 tarihinde Adli Tıp Kurumuna yazılan müzekkerede yer aldı. Müzekkerede, Arif Ahmet Denizolgun’un otopsi işlemine ilişkin gönderilen CD içerisinde 145 adet fotoğrafın bulunduğu ancak otopsi işlemine ilişkin video kaydının bulunmadığının belirtildiği, 18 Ağustos 2026 tarihinde ise fethi kabir kararı alındığı aktarıldı.
İddianamede İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Ç., zabıt katibi Çağdaş K. ile kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhane görevlisi Samet Ç.’nin ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadesinin alındığı, şüpheliler hakkında idari soruşturma yürütüldüğü ve kınama cezasının verildiğine ilişkin evrakların soruşturma dosyasına eklendiği de vurgulandı.
Telefonun yok edildiği ifade edildi
Soruşturma kapsamında hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun’un kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile Hilmi Tuna Kuriş hakkında hazırlanan iddianamenin de detaylarına ulaşıldı. Hazırlanan iddianamede, eski Bakan Denizolgun’un hayatını kaybetmesinin ardından eşyalarının kız kardeşine teslim edildiği yönünde karar çıktığı aktarıldı. İddianamede, Ayşe Gülderen Denizolgun’un avukatı Abdurrahim Ç.’nin ‘tanık’ sıfatıyla alınan beyanı da yer aldı. Avukat beyanında, eşyaları çuval ile teslim aldığını, içerisinde ne olduğuna bakmadığını, eşyaların listesinin bulunduğunu, çuvalı Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesi doğrultusunda Kısıklı’da bulunan eve götürdüğünü ve buradaki çalışana teslim ettiğini beyan ettiği aktarıldı.
İddianamede, Hilmi Tuna Kuriş’in ikametinde yapılan aramaya ilişkin evrakların dosyaya eklendiği, Denizolgun’a ait telefonun arama evraklarında bulunmadığı, telefona ait IMEI bilgileri ve fotoğraflarının Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilerek, maktule ait telefonun ele geçirilemediği anlatıldı. Hilmi Tuna Kuriş’in telefonu kendisinin aldığını itiraf ettiğinin aktarıldığı iddianamede, sanık Ayşe Gülderen Denizolgun’un kendisine teslim edilen telefonun muhafazasından sorumlu olduğu, maktulün telefonunda olay sonrasında herhangi bir teknik ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı, telefonunda ele geçirilecek mesaj içerikleri, fotoğraflar ve telefonda yer alan herhangi bir notun soruşturma konusu olayın aydınlatılmasında önemli delil teşkil edeceği vurgulandı. İddianamede, telefonun şüpheliler tarafından teslim alınmasına rağmen yok edildiği de aktarıldı.
Sanıklar hakkında istenen cezalar belli oldu
Hazırlanan iddianamede, sanık Nurettin Demirkol hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan yürütülen soruşturmada yemin verdirilerek alınan beyanında ‘yalan tanıklık’ suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanık hakkında kamu davası açılmaya yeterli şüphe olduğu aktarıldı. İddianamede, sanık Demirkol’un ‘yalan tanıklık’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Adli Tıp Kurumu çalışanları yönünden hazırlanan iddianamede ise, sanıklar Çağdaş K., İsmail Ç. ile Samet Ç. hakkında ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan ayrı ayrı 3’er yıldan 8’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.
Denizolgun’un kız kardeşi hakkında 5 yıla kadar hapis cezası talebi
İddianamede, hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun’un kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile eşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında ise ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Hazırlanan iddianame, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanması bekleniyor.