‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında siyasal casusluk dosyası kapsamında tutuklu olan teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün’e mahkeme başkanı tarafından iddianamede yer alan mesajlaşmaları soruldu....
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında siyasal casusluk dosyası kapsamında tutuklu olan teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün’e mahkeme başkanı tarafından iddianamede yer alan mesajlaşmaları soruldu. Başkanın "Mesajda, ‘Memnun olacaksınız, İstanbul Belediyesi veri tabanı kopyalama sorunu risklerini azaltmak için yapay zeka dijital boardumuzu kullandık ve aktif ettik. Bu kadar hassas araçları kullanırken dikkatli olmalıyız, çünkü bize resmi yetki verilmiş değil ama ben riski aldım’ denilmiş. Ne anlatıyorsunuz burada?" sorusuna sanık Gün, "O dönemki ortağı olduğum teknolojinin kabiliyetini anlatabilmek için maksadını aşan bir mesajdır" cevabını verdi.
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 28’inci gününde, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada verilen aranın ardından siyasal casusluk dosyası kapsamında tutuklu, ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının tutuksuz sanığı Hüseyin Gün savunma yaptı. Teknoloji yatırımcısı Gün hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, yaklaşık 4.7 milyon vatandaşın kişisel verilerinin ele geçirilerek usulsüz bir şekilde ABD ve Almanya’ya gönderildiğinin tespit edildiği ’’İstanbul Senin’’ isimli uygulamanın teknik planlayıcısı ve uygulamayı yürüten kişi olduğu belirtilmişti.
Sanık duruşmada yabancı bir firma tarafından sosyal medya analizi yapıldığını söyledi
Gün savunmasında, "Tarafıma isnat edilen İstanbul Senin ve İBB Hanem adlı uygulamalarıyla herhangi bir irtibatım yok. İstanbul Senin uygulaması İBB bünyesinde 2021 yılında hayata geçirilmiş bir uygulamadır. Yine dosya kapsamında verilerden anlaşıldığı üzere İBB Hanem uygulamasına yönelik ilk çalışmalar 2023 yılında başlamıştır ve bu uygulama hiçbir zaman İstanbul Senin uygulamasına eklenmemiştir. Sadece belediye çalışanlarına yönelik proje aşamasında kalmış olduğunu öğrendim. Benim İstanbul Senin, İBB Hanem ile hiçbir alakam, ilişkim yok. İnternetten herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynaklardaki verilere dayalı olarak yabancı bir firma tarafından yapılan sosyal medya analizinin, iddianamede örgüt kapsamında işlendiği ileri sürülen kişisel verilerin izinsiz ele geçirilmesi, kullanılması ya da dağıtılması suçu olarak nitelendirilmesi hukuki dayanaktan tamamen yoksundur" dedi.
Sanık Hüseyin Gün’e "Dikkatli olmalıyız, çünkü bize resmi yetki verilmiş değil" mesajı soruldu
Ardından sanığın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanının, "Uygulamadan bahsediliyor, telefonunuzda tespit edildiği belirtilmiş, Wickr mı?" sorusuna sanık Gün, "Evet, Wickr" yanıtını verdi. Mahkeme başkanı ardından "Nedir bu uygulama?" sorusunu sordu. Sanık soruya, "Wickr mesajlaşma yani" şeklinde cevap verdi. Başkanın "Uygulama içerisinde Necati Özkan’la (Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı) yazışmanız var mı? İddianamede bu şekilde değerlendirme yapılmış. Jupiter1881 isimli rumuzlu kişinin siz olduğunuz, Bluestar81 isimli kişinin Necati Özkan olduğu, aranızda yazışmalar olduğundan bahsedilmiş" dedi. Sanık Gün, soruya Necati Özkan ile yazışması olduğunu ancak suç içeriği olmadığı yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı "Mesajda, ‘Memnun olacaksınız, İstanbul Belediyesi veri tabanı kopyalama sorunu risklerini azaltmak için yapay zeka dijital boardumuzu kullandık ve aktif ettik. Bu kadar hassas araçları kullanırken dikkatli olmalıyız, çünkü bize resmi yetki verilmiş değil ama ben riski aldım’ denilmiş. Karşı taraftaki şahsın da teşekkür ettiği şeklinde bir mesajlaşma. Ne anlatıyorsunuz burada, neyle ilgili?" sorusunu sordu. Sanık Gün, "O dönemki ortağı olduğum teknolojinin kabiliyetini anlatabilmek için maksadını aşan bir mesajdır. O dönemin en yetkin analiz platformunu anlatmak için" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Uygulamanın bir özelliği falan mı var yani, niye buradan yazıştınız?" sorusuna da sanık Hüseyin Gün, "Bir özelliği yok" yanıtını verdi.
Duruşmada tutuksuz sanık Abdullah Uçan da savunma yaptı. Kültür AŞ İhale Şefi Uçan, savunmasında ihalelere etki edebilecek yetkiye sahip olmadığını ve karar merci olmadığını belirterek beraatını talep etti.
Sanık duruşmada Kültür AŞ’de gördüğü baskıyı anlattı
Uçan’a mahkeme başkanı tarafından iddianamede yer alan ifadesi soruldu. Uçan iddianamedeki ifadesinde, "Benim Dijital Deneyim Merkezi’nin (DDM) kuruluş aşamasında yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin evraklarda imzam bulunmaktadır. DDM’nin kuruluş aşamasındaki mal ve hizmet alımları ve ihalelere ilişkin bazı usulsüz işlemlere ben ve ihale müdürü Bilal Önver direndik ama Onur Aldı’nın (Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı) aşırı baskıları ve mobbingleri neticesi bazı evraklara imza atmak zorunda kaldık. DDM’nin kuruluş aşamasında Tuce firması tüm yapım işlerini üstlendi. Bildiğim kadarıyla bu yapım işleriyle alakalı daha ihaleler yapılmadan bu firma yapım işlerini gerçekleştirmeye başladı ve daha sonra yapılan ihaleleri de Tuce firmasının belirlemiş olduğu şirketler kazandılar. Normalde bu ihalenin yapım işi ihalesi şeklinde olması gerekirdi. Bunu defalarca ifade etmeme rağmen Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı, üzerimizde baskı kurarak bu ihaleyi istisna (3G kapsamında) ihalesi olarak gerçekleştirmemizi istedi. İhalelerin hızlıca yapılmasını başkanlığın istediğini söyleyerek baskıyı arttırdı. Hatta beni ve diğer arkadaşları ’Bunlar iş yapmak istemiyorlar’ şeklinde kötülemeye çalıştı. Biz de bu baskıya dayanamadığımızdan ve kendisi de konum itibarıyla üstümüz olduğundan dolayı bu ihale evraklarını hazırlamak durumunda kaldık" demişti. Mahkeme başkanının, "Onur Aldı ile ilgili beyanların var. Baskı yaptığına dair" sözleri üzerine sanık Uçan, "Evet, dediğim gibi bunun istisna şeklinde yapılması isteniyordu. Onur Bey de söylüyordu bunu, ‘Bir an önce yapmamız gerekiyor, başkanlıktan geliyor. Bir şekilde bitirmemiz gerekiyor’ diye" yanıtını verdi. Mahkeme başkanı ardından, "Senin dışında baskıya maruz kalan kim var?" sorusunu sordu. Sanık soruya, "Bizim ihaledeki personellerin hepsi aynı şeyi söyler. Mesela Ömür Tahir Elibaş olabilir. Çünkü birime gelip birimde yapıyorlardı o baskıyı. ‘Bir an önce bitirmeniz gerekiyor, siz yapmak istemiyor musunuz, niye ağırdan alıyorsunuz?’ gibi. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer de ‘Yukarıdan çok fazla baskı geliyor’ diyordu" şeklinde yanıt verdi.
Mahkeme başkanı, sanığın ifadesinde geçen "Baskı ve zorlama neticesinde bazı evraklara imza attık" cümlesini sordu. Sanık Uçan, "Evet, oradaki imzaladığımız evraklar tebligat niteliğindeki evraklar. İhale komisyonu kazanan firmayı belirliyor, biz de onlara kazandığını tebliğ ediyoruz. Yani bu firma kazandı, bu firma kazanamadı gibi" yanıtını verdi.
Etkin pişmanlıktan yaralanan tutuksuz sanık ifadesinin ardından Kültür AŞ’deki işinden çıkarıldı
Ardından sanığa iddianamedeki, "Gökhan Köseoğlu (Kültür AŞ Hakediş Şefi), Kültür AŞ bünyesindeki ihaleleri Murat Ongun’un talimatıyla organize ederdi. Anlatmış olduğum süreçler Murat Ongun’un talimatıyla gerçekleşmiştir. Bu işlemlerin Ekrem İmamoğlu’nun onayı olmadan yapılamayacağını herkes bilir" ifadesi soruldu. Sanık Uçan soruya, "Evet. Firmaları Gökhan Köseoğlu getirirdi. O da Murat Ongun’un bilgisi dahilinde geldiğini söylerdi" yanıtını verdi. Savcı ise sanığa, "İşsizlik maaşı aldığınızı söylediniz. Kültür AŞ’de işinizi bıraktınız mı?" sorusunu sordu. Sanığın işten çıkarıldığını söylemesi üzerine savcı, "Niçin çıkarıldınız?" sorusunu yöneltti. Sanık, "Bu ifadelerimden dolayı" diyerek ifadesinin ardından işten çıkarıldığını belirtti.