Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Hem Yemen halkına hem de Suudi Arabistan’da katledilen insanları burada anıyorum. Siviller katlediliyor....

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Hem Yemen halkına hem de Suudi Arabistan’da katledilen insanları burada anıyorum. Siviller katlediliyor. Savaşlarda siviller hedefleniyor, bunu kabul etmek mümkün değil. Ve buradan Yemen halkına ve Suudi Arabistan halkına başsağlığı dileklerimizi ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’na başkanlık etti. Küçük grup toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Dem Parti Eş Başkanı Hatimoğulları, "Türkiye’de bir barış sürecinden konuşuyoruz ama Türkiye kendi içinde barışı büyütmeye çalışırken başka bölgedeki çatışmalarda asker gönderme çalışmaları, tartışmaları almış başını gidiyor. Çatışma yeni çatışmaları doğurur. Müzakere ise barışı inşa eder. Öte yandan Mekke Anlaşması ile ilgili mecliste henüz bir tartışma olmamış. Henüz meclis komisyonuna gelmemiş, henüz genel kuruldan bunun kararı çıkmamış. Yani bunun hukuki zemini henüz oluşmamış. Ve bu anlaşma gerekçe gösterilerek birçok kesimden şimdi Suudi Arabistan’a Türkiye’den asker gönderme konuşuluyor" diye konuştu.
"Savaşlarda siviller hedefleniyor, bunu kabul etmek mümkün değil"
Türkiye’nin bölgeye asker ve çatışma değil, diploması ve müzakere ihraç etmesi gerektiğini savunan Hatimoğulları, şöyle konuştu:
"İnsanlığı kurtaracak şey daha fazla çatışma değil, daha çok müzakere, daha çok taraflarla görüşme, Yemen’le Suudi Arabistan’la büyük ve ciddi bir mesai tüketme ve onları barış masasına oturtacak bir düzlemin oluşması için Türkiye çalışmalı ve çabalamalı. Son günlerde Suudi Arabistan’a yönelik gerçekleşen çok sayıda saldırı oldu. Çok sayıda Suudi Arabistanlı insan yaşamını kaybetti, çok sayıda yaralı var. Aynı şekilde yine Suudi kesiminden Yemen’e dönük gerçekleşen çok ciddi saldırılar var. Orada da çok büyük kayıpları ve yaralılar var. Ben burada hem Yemen halkına hem de Suudi Arabistan’da katledilen insanları burada anıyorum. Siviller katlediliyor. Savaşlarda siviller hedefleniyor, bunu kabul etmek mümkün değil. Ve buradan Yemen halkına ve Suudi Arabistan halkına başsağlığı dileklerimizi ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Karşılıklı saldırılardan en fazla sivil masumlar etkileniyor ve bu saldırılarda, bu saldırılarda bedel çok büyük. Çok ağır. Biz bunu çok iyi bilen bir ülke isiz. Ve dolayısıyla burada bizim üstlenmemiz gereken yani Türkiye’nin üstlenmesi gereken rol oraya asker taşımak değil. Tam tersi biraz önce de ifade ettiğim gibi müzakere ve diyalog sürecinin başlaması için Türkiye ciddi anlamda bir aracı olmalı. Bu saldırılar Ortadoğu’da dinmeyen çatışmalara yeni bir halka eklemektedir. Taraflara saldırılara son verme çağrısı yapıyoruz ve uluslararası toplumu çatışmasızlık ve barış için daha güçlü çabalar vermeye davet ediyoruz".
"Biz kadınlar bu dosyaların hiçbirinin kapanmasına asla izin vermeyeceğiz"
15 Ekim’in Rojin Kabaiş’in bedeninin Van Gölü’nün kenarında bulunduğu gün olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, "Yani 2 sene geçti aradan. Ve bu iki sene boyunca ailenin ve kadın hareketinin bunun dosyası açılmalı ve failler bulunmalıdır dediği halde hala bulunmadı. Bakın bedeninde 2 ayrı erkeğe ait DNA profili tespiti yapıldı. Bunlar kimlere ait? Hala belirlenmedi. Telefonu binlerce kilometre dolaştı. Yapılan konuşmalar ve mesajlar çözümlensin diye. Ve Rojin’in ailesi kadın hareketi durmaksızın bunun mücadelesini veriyor. Rojin, Gülistan Doku ve ölümü şüpheli tırnak içinde söylüyorum ölümü şüpheli yazılarak dosya kapatılmak dosyalar kapatılmak isteniyor. Ve biz kadınlar bu dosyaların hiçbirinin kapanmasına asla izin vermeyeceğiz ve hakikatin peşinde olmaya devam edeceğiz. Ve sevgili kadınlar yine Türkiye’de en önemli gündemlerden biri bugüne kadar kadın hareketinin dişiyle tırnağıyla kazanmış olduğu, kazıyarak kazanmış olduğu mücadelesiyle kazandığı nafaka hakkı ve medeni kanundaki birçok hak tırpanlanmaya çalışılıyor" ifadelerini kullandı.
"Barış tarafların üzerine düşen sorumlulukları karşılıklı yerine getirmesiyle gerçekleşir"
Barış ve demokratik toplum sürecinin yine Türkiye’nin en önemli ve en sıcak gündemlerinden biri olduğuna dikkati çeken Hatimoğulları, "Barış ve demokratik toplum sürecinin neresindeyiz? Türkiye’nin en fazla sorduğu sorulardan birisi. Çerçeve yasa çıktı. Peki ne zaman uygulanacak? Ve süreç nasıl ilerleyecek? Bu sorular toplumun sorduğu temel sorular. Bunlara sorumluluklarımız kapsamında hepimizin yanıt vermesi gerekiyor. Bakın hareket yönetimi 8 Ekim’de Türkiye içindeki ve sınıra yakın bölgelerde bölge isimleri vererek çekildiğini açıkladı. Bu tarihi bir adımdır ve yepyeni bir sayfadır. Barış tarafların üzerine düşen sorumlulukları karşılıklı yerine getirmesiyle gerçekleşir" açıklamasında bulundu.