Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz....
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dezenflasyon gelir dağılımını iyileştiriyor ve aslında hayat pahalılığıyla mücadele anlamına geliyor" dedi.
Bakan Şimşek, bir televizyon kanalında ekonomi programı, enflasyon, kur politikası, küresel ve jeopolitik gelişmeler, Orta Vadeli Program (OVP) ile Türkiye ekonomisinin görünümüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek, Orta Vadeli Program’ın (OVP) kamu açısından politika ve bütçe boyutunda bağlayıcı bir taahhüt, özel sektör açısından ise yol haritası ve rehber niteliğinde olduğunu belirterek, "Şimdi hedeflere gelince, hedefler iki türlü olabiliyor. Yani bir sayısal hedefler olabiliyor. Bu anlamda hedeflerin bütçe boyutuyla çok iyi tutulduğunu söylememde zaten bir beis yok. Birazdan rakamları da vereyim ben size. Bir de tabii ki politika çerçevesi olarak birtakım taahhütler var. Örneğin mali disiplin genel bir çerçeve, sürdürülebilir cari açık genel bir çerçeve, fiyat istikrarını sağlamaya yönelik bir çerçeve. Özetle, büyük resme baktığımız zaman biz politika çerçevesini üç yıldır koruduk. Temel hedeflerimiz dezenflansyondu. Dezenflansyon var ama arzuladığımız hızda değil. Bir sürü iç ve dış faktör var. Özellikle bu aralar dış faktörler ön planda. Az önce siz de ifade ettiniz; savaş gibi. Bu sene savaş olmasaydı, çok basit bir şekilde Merkez Bankamızın bugüne kadarki doğrudan dolaylı etkilerini dikkate alan bir çalışması var. Enflasyon bugün itibarıyla en az 7 puan daha aşağıda olurdu. Yani 31,5 yerine örnek olarak 24,5 olurdu. Yılı 28-29 aralığı yerine belki 21-22 aralığında kapatacaktık" açıklamasında bulundu.
Savaşın yalnızca petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden ekonomiyi etkilemediğini dile getiren Şimşek, "Enerji şoku var. Dünyada dolar bazında mazot fiyatları yüzde 97 yukarıda. Avrupa’da doğalgaz fiyatları, bizim olduğumuz bölgede yüzde 160’lar dolar bazında. Ama sadece bununla sınırlı değil. Pirincinden kükürdüne, sülfüründen polietilene kadar bütün emtia fiyatlarında ciddi bir artış var. Bu artış Türkiye’de de, dünyada da enflasyonu olumsuz etkiliyor. Bizde enflasyon görece yüksek olduğu için daha fazla etkiliyor" ifadelerine yer verdi.
OVP’deki tahminlerin hazırlandığı dönemin ekonomik şartları ve varsayımlarını yansıttığını kaydeden Şimşek, küresel gelişmelerle birlikte bu tahminlerin değişebildiğini belirtti. Şimşek, IMF, OECD, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların tahminlerini yılda birkaç kez güncellediğini, Türkiye’de ise OVP tahminlerinin eylül ayında açıklandıktan sonra değiştirilmediğini ifade etti.
"OVP’de hedefler tutmuyor algısı doğru değil"
Şimşek, OVP hedeflerinin tutmadığı yönündeki algının doğru olmadığını belirterek, "Genelde şöyle bir algı var; OVP’de hedefler tutmuyor. Bu doğru değil. OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçe hedefidir. Çünkü bütçenin gider tarafı önemli ölçüde kamunun kontrolündedir. 2023’te bütçe açığı için yüzde 6,4’lük hedef koyduk, yüzde 5,1 ile daha iyi bir performans gösterdik. 2024’te yüzde 6,4’lük hedefe karşılık yüzde 4,7 açık verdik. 2025’te bütçe açığını yüzde 2,9’a düşürdük. Bize benzer ülkelerde bu oran ortalama yüzde 5,9 seviyesinde. 2026’da ise yüzde 3,5’lik bütçe açığı hedefimiz vardı. Eşel mobil sistemi nedeniyle önemli miktarda gelirden feragat etmemize ve ekonominin dış şoklar nedeniyle daha yavaş seyretmesine rağmen bütçe açığının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Dolayısıyla ‘hedef tutmadı’ denebilir mi? Tuttu" diye konuştu.
akan Şimşek, yaşanan büyük arz şokuna rağmen büyümenin OVP’de öngörülen yüzde 3,8 seviyesinden yüzde 3,3 civarına gerilemesinin sınırlı bir sapmaya işaret ettiğini belirtti. Cari açık hedeflerinin de büyük ölçüde korunduğunu ifade eden Şimşek, kuraklık, zirai don ve savaş gibi öngörülemeyen gelişmelerin tahminlere dahil edilemeyeceğini söyledi.
"Türkiye’de enflasyonda bizim öngördüğümüzden daha fazla atalet var"
Türkiye’de enflasyonun öngörülenden daha yüksek bir atalet gösterdiğini belirten Şimşek, şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye’de enflasyonda bizim öngördüğümüzden, daha doğrusu modelin öngördüğünden daha fazla atalet, katılık ve yapışkanlık var. Bu bir sorun tabii. Dolayısıyla daha fazla zamana ihtiyaç var. Nitekim hedefler de bu çerçevede revize edildi. OVP sayesinde aslında birçok hedef başarıldı. KKM’den çıkacağız diye bir hedef koyduk, çıktık. Rezervleri endişe kaynağı olmaktan çıkartacağız dedik, çıkarttık. Bugün dünya Türkiye’yi konuşurken en azından rezervler üzerinden konuşmuyor. Mali disiplin tesis edeceğiz dedik ve bunu gerçekleştirdik. Dünyada bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 ve altında olması mali disiplin olarak kabul ediliyor. Bu hedefi de gerçekleştirmişiz. Büyüme ılımlı, ancak dünyaya oranla makul. Enflasyon konusunda ise OVP’de iddialıydık. Belli ki buradaki katılık bizim öngördüğümüzün ötesinde. Çünkü geçmişe endeksleme çok güçlü. Kirada, eğitimde ve ücretlerde endeksleme etkisi var. Bu endekslemeyi dikkate aldığınızda, basitleştirerek ifade edersek bir yıldaki 100 birimlik enflasyonun yaklaşık 40 puanı bir sonraki yıla taşınıyor. Biz buna atalet diyoruz."
Şimşek, yüksek enflasyonun kur ve fiyatlar üzerinde geçişkenlik oluşturduğunu belirterek, OVP’nin temel politika çerçevesinde herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı. Tahminlerin ekonomik şartlara bağlı olarak uluslararası kuruluşlar tarafından da düzenli şekilde güncellendiğini ifade eden Şimşek, OVP hedeflerinin büyük ölçüde gerçekleştiğini ve önemli olanın tek tek nokta tahminlerinden ziyade politikaların yönü olduğunu söyledi.
"Enflasyon artış oranında ciddi bir yavaşlama var, bu da programın sonuç verdiğini ortaya koyuyor"
Dezenflasyonun fiyatların düşmesi değil, fiyat artış hızının yavaşlaması olduğunun altını çizen Şimşek, Türkiye’de 2024’ün ikinci çeyreğinden itibaren dezenflasyon sürecinin başladığını söyledi. Enflasyonun yüzde 65 seviyelerinden yüzde 31,5’e gerilediğini ifade eden Şimşek, giyim, dayanıklı tüketim malları, gıda ve kira gibi birçok kalemde enflasyonun belirgin şekilde yavaşladığını aktardı. Şimşek, hizmetlerdeki yüksek enflasyonun ise daha gecikmeli tepki verdiğini, enflasyonda başlangıçtaki hedeflerin gerisinde kalınsa da güçlü bir yavaşlama yaşandığını kaydetti. Şimşek, şu ifadelere yer verdi:
"Tabii ki hedefler başlangıçta çok daha iddialıydı. Ama bu yeni enflasyon dönemi, yani 2023 öncesinde, belli ki orada ciddi bir kemikleşme var. Bir atalet var. Ve özellikle hizmetlerde. Şimdi hizmetler de tepki vermeye başladı. Biz zaten söyledik. Hep gecikmeli tepki verir dedik. Özetle bu sene enflasyon, tekrar söylüyorum, savaş etkisini arındırın. Çok büyük ihtimalle yüzde 20-22 arası bir noktada olurdu bu sene için. Geçen sene 31 civarıydı. Bir önceki sene 44, bir önceki sene 65. Dolayısıyla aslında enflasyon artış oranında ciddi bir yavaşlama var. Bu da aslında programın sonuç verdiğini ortaya koyuyor."
"Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz, seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz"
Şimşek, enflasyondaki ataleti göz önünde bulundurduklarını ifade ederek, önümüzdeki yıla ilişkin hedeflerin savaşın devam etmemesi halinde piyasa tarafından makul ve gerçekçi bulunduğunu kaydetti. Dezenflasyon sürecinin önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini altını çizen Şimşek, "Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dezenflasyon gelir dağılımını iyileştiriyor ve aslında hayat pahalılığıyla mücadele anlamına geliyor. Sürdürülebilir yüksek büyüme için dezenflasyona ihtiyacımız var. Bu programın ana hedefi fiyat istikrarıdır. Biz de maliye politikası başta olmak üzere diğer alanlarda en güçlü desteği vermeye devam edeceğiz. Bu konu önceliğimiz olmaya devam edecek" şeklinde konuştu.
"Memurumuza, emeklimize en az enflasyon artışı kadar artış verdik, vermeye de devam edeceğiz"
Memur ve emeklilerin ücretlerine ilişkin de konuşan Şimşek, "Ücretlerde olması kadar doğal bir şey yok. Ücretli kesimin en az enflasyon kadar, alım gücünün korunması kadar değerli ve önemli bir şey yok. Burada bizim bir tereddüdümüz yok. Biz her zaman memurumuza, emekliğimize, kamu çalışanlarına en az enflasyon artışı kadar artış verdik. Vermeye de devam edeceğiz" dedi.
"Türk lirasına genel olarak rağbet var"
Şimşek, Türkiye’de ideal kur rejiminin dalgalı kur rejimi olduğunu belirterek, "Çünkü dalgalı kur rejimleri, şokları absorbe etmenize ve şoklara karşı doğru tepki vermenize zemin hazırlar. Dolayısıyla biz idealin bu olduğunu söyledik. Ancak kur rejiminin iyi işleyebilmesi gerekiyor. Günlük kur hareketleri Merkez Bankasının uhdesindedir, kur rejimi ise hükümetle ortak belirlenir. Tek yönlü bir piyasa oluştuğunda ise yönetilen kur rejimiyle karşı karşıya kalırsınız. Uzun bir süredir çalkantı dönemleri hariç, Türk lirasına genel olarak rağbet var. Piyasaya bıraktığınızda Türk lirası aşırı değerlenebiliyor. Bu nedenle mevcut şartlar piyasada olmayı gerektiriyor. İdeal olarak enflasyonun tek hanelere doğru gerilediği bir ortamda, ihracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğü kaldırılarak daha esnek bir kur rejimine geçilebilir. Ancak henüz piyasada bu şartlar oluşmuş değil. Zamanı geldiğinde bakarız" ifadelerini kullandı.
Şimşek, rekabet gücünün yalnızca kur seviyesine bağlı olmadığını belirterek, enerji maliyetleri, dış talep ve Çin’in küresel ticaretteki etkisinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Reel kurun baz alınan yıla göre farklı görünebildiğini ifade eden Şimşek, Türkiye’nin sanayiye rakiplerine kıyasla rekabetçi enerji fiyatları sunduğunu, ancak Orta Doğu ve Avrupa’daki zayıf dış talep ile Çin’in ihracatındaki artışın Türkiye’nin ihracatını etkilediğini belirtti. Kur tartışmalarının tek başına ele alınmasının sağlıklı olmadığını vurgulayan Şimşek, rekabet gücüne bütüncül yaklaşılması gerektiğini kaydetti. Şimşek, reel sektör ve gıda arz güvenliği kapsamında tarıma güçlü destek sağlandığını belirterek, son bir yılda yaklaşık 1 milyon çiftçiye 800 milyar lira kredi kullandırıldığını söyledi. Kredilerin ortalama yüzde 12 faizle verildiğini ve faiz maliyetinin yüzde 70’inin Hazine tarafından karşılandığını ifade eden Şimşek, su ve sulama yatırımlarının bütçedeki ödeneğinin de geçen yıla göre yüzde 100’ün üzerinde artırıldığını kaydetti. İhracatçı, esnaf ve yatırımcılara uygun maliyetli finansman desteği sağlandığını hatırlatan Şimşek, ihracatçı kredilerinin günlük 5 milyar liraya çıkarıldığını ve Eximbank’ın sermayesinin 7 kat artırıldığını söyledi. Şimşek, yatırımlara da piyasa faizlerinin altında finansman sağlandığını ifade etti.
"Bu sene başlayarak biz imalat sanayine işletme sermayesi desteği vereceğiz"
Şimşek, yeni dönemde imalat sanayisine işletme sermayesi desteği verileceğini belirterek, "Önümüzdeki dönemde, bu sene başlayarak biz imalat sanayine işletme sermayesi desteği vereceğiz. Çünkü yatırıma veriyoruz. İhracata veriyoruz. Tarıma veriyoruz, çiftçiye, esnafa veriyoruz. Geriye ne kaldı? Bir işletme sermayesi kaldı. Bakın, işletme sermayesinde de şunu yaptık, 250 milyar liralık bir paket açıkladık, 6 ay ödemesiz, 36 ay vadeli ve TLREF artı 2 puandan 12 puan düşeceğiz. Ne demek? Yani yüzde 39, TLREF artı 2 puan, 12 puan düşürüldü. Yüzde 27’den biz imalat sanayine işletme sermayesi, yani işletme kredisi vereceğiz. Ve bu programı devam ettireceğiz. Bu sene 250 milyar lirayla başladık. Gelecek sene bu programı büyütebiliriz. Niye? Çünkü bizim amacımız sanayinin üretim kapasitesini güçlendirmek" diye konuştu.
Şimşek, rekabet gücünün artırılması için sanayide sektörel, dijital ve yeşil dönüşümün hızlandırılması gerektiğini belirterek, reel sektörün seçici ve hedefli kredi programlarıyla desteklendiğini ifade etti. Enflasyonla mücadele için para politikasının bozulmaması gerektiğini vurgulayan Şimşek, reel sektörün ihtiyaçlarının hedefli finansman destekleriyle karşılandığını kaydetti.
"OVP’nin seçim ekonomisine yönelik olduğuna ilişkin yorum yapanlar ya OVP’yi okumadılar ya da matematik bilmiyorlar"
Şimşek, OVP’nin seçim ekonomisine yönelik olduğu yönündeki yorumlara ilişkin, "Şimdi biz 2026 için bütçe açık hedefimiz neydi? Yüzde 3,5. Biz yüzde 3,1 ile kapatacağız gibi diyoruz. Yüzde 3 civarı kapatacağız. Yani yarım puan daha iyi performans gösteriyoruz. Gelecek sene için hedefimiz ne? Yüzde 3,5. Önceki OVP’lerde 2027’ye ilişkin hedef neydi diye sorarsan yüzde 3,1’di. Burada bahsettiğiniz rakam yüzde 0,4. Yani milli gelire oranla yüzde 0,4. Eğer seçim ekonomisi yüzde 0,4 ile yapılacaksa vallahi harika olur. Espri yapıyorum burada. Bu yorumu yapan arkadaşlar hakikaten ya OVP’yi okumadılar, çalışmadılar ya da matematik bilmiyorlar. Gelecek sene için yüzde 3,5’lik bütçe açık hedefi bir üst limittir. Yani muhtemelen ve inanıyorum ki biz ondan daha iyi bir performans gösteririz, eğer yeni şoklar ortaya çıkmazsa" dedi.
"Savunma sanayii harcamalarında yüzde 229’luk artış yapıyoruz"
Şimşek, 2027 bütçesinde savunma sanayii ve sosyal konut yatırımlarının önceliklendirildiğinin altını çizerek, "Bölgemizde kuzeyde savaş var, güneyde savaş var, güneydoğuda savaş var. Biz savunma sanayii harcamalarını 100 ise 329’a çıkartıyoruz. Basitleştiriyorum anlaşılsın diye. Yüzde 229’luk bir savunma sanayii harcama artışı var. Niye? Çünkü savaş demek, yıkım demek. Savaşmamak için savaşa hazır olmanız lazım. Ülkemiz de bu hazırlık düzeyini güçlendirmek için savunma sanayiini önceliklendirmiştir. Bu net. Şimdi, sosyal konut. Deprem yaralarını, yani deprem konutlarını önemli ölçüde bitirdik, sardık. Şimdi neyin zamanı? Önümüzdeki birkaç yılda 750 bin tane sosyal konut inşa edeceğiz. Bunun için de bütçeden de, bütçe dışından da imkân lazım. Geçen sene 100 milyar lira koymuştuk sosyal konut için. Gelecek sene için bunu 250 milyar liraya çıkartıyoruz. Yani yüzde 150 artırıyoruz" açıklamasında bulundu.
"Gündemimizde cari açığı yönetme dışında dolaylı vergilerde de şu anda bir gündem yok"
Bakan Şimşek, "Şimdi bizim şu an itibarıyla gündemimizde kurumlar vergisine bir değişiklik yok. Gündemimizde gelir vergisine bir değişiklik yok. Gündemimizde cari açığı yönetme dışında dolaylı vergilerde de şu anda bir gündem yok. Ama cari açık vesaire boyutlarıyla sektörel, her zaman için tekrar söylüyorum, oralarda her zaman için adım atılabilir. Ama şu an için gündemimizde yeni vergi yok" diye konuştu.
Şimşek, vergi gelirlerindeki artışın enflasyonla değil, nominal GSYH’deki artışla değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, gelecek yıl nominal GSYH’nin yüzde 30,3 artmasının öngörüldüğünü, vergi gelirlerindeki artışın ise yüzde 36 olarak planlandığını ifade etti.
"Gelecek sene biz eşel mobili devam ettirmeyi düşünmüyoruz"
Eşel mobil sisteminin gelecek sene devam edip etmeyeceği hakkında ise Şimşek, "Gelecek sene biz eşel mobili devam ettirmeyi düşünüyor muyuz? Hayır. Gelecek sene, yani ümit ederim ki bu savaş biter. Bizim gelecek seneki bütçe planlamamızda eşel mobilin devamı yok. Ha, yıl sonuna kadar kısmi olarak devam ediyor. Bu sene yıl sonuna kadar eşel mobil mazotta devam ediyor. Niye mazotta, diğer ürünlerde değil? Çünkü mazot rekabet gücünde önemli bir faktördür. Mazot taşımacılıkta önemlidir. Mazot tarımda önemlidir" dedi.
Şimşek, eşel mobil uygulaması nedeniyle vergiden feragat edildiğini, gelecek yıl uygulamanın sona ermesi ve kayıt dışılıkla mücadelede elde edilen kazanımların vergi gelirlerini artıracağını belirtti. Vergi ve sosyal güvenlik primlerinin milli gelire oranının 2023’te yüzde 20,5 seviyesinden yüzde 24,5-25’e yükseldiğini kaydeden Şimşek, gelir vergisi beyannamesi veren mükellef sayısının ise 3,8 milyondan 5,5 milyona çıktığını ifade etti. Şimşek, dezenflasyon ile büyüme arasında kısa vadede bir etkileşim olsa da orta ve uzun vadede bir çelişki bulunmadığını belirtti. Yüksek enflasyon dönemlerinde büyümenin de zayıfladığını ifade eden Şimşek, dezenflasyon sürecindeki kısa vadeli yavaşlamanın ekonomik dengesizlikleri gidermek ve sürdürülebilir yüksek büyüme ortamı oluşturmak için gerekli olduğunu kaydetti. Türkiye’nin program döneminde dünya ekonomisinden bir tık daha hızlı büyüdüğünün altını çizen Şimşek, savaşın enerji başta olmak üzere kapsamlı ve uzun süreli bir şok oluşturduğunu aktardı. Şimşek, küresel ticaret ortaklarındaki yavaşlama ve savaş kaynaklı belirsizliğin yatırım ve tüketim kararlarını etkilediğini söyleyerek, büyüme açısından dış konjonktürün belirleyici olduğunu ve aşağı yönlü risklerin bulunduğunu ifade etti.