Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Uluslararası Sosyal Sorumluluk Forumu’nun Bakanlar Oturumu’nda yaptığı konuşmada, "Aileyi, çocuğu ve yaşlıyı merkeze alan bir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının...

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Uluslararası Sosyal Sorumluluk Forumu’nun Bakanlar Oturumu’nda yaptığı konuşmada, "Aileyi, çocuğu ve yaşlıyı merkeze alan bir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının, uluslararası standartlara daha güçlü biçimde yansıması gerekiyor. Türkiye olarak, bu alandaki tecrübelerimizi paylaşmaya ve dost ülkelerle iş birliğimizi derinleştirmeye hazırız" dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suudi Arabistan Krallığı’nın başkenti Riyad’da düzenlenen Uluslararası Sosyal Sorumluluk Forumu’nun, "Küresel Ölçekte Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Geliştirilmesi" başlıklı Bakanlar Oturumu’na katıldı. Bakan Göktaş burada yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan Krallığı’nın Vizyon 2030 ile sosyal sorumluluğu kalkınmanın merkezine taşıdığını söyledi. Göktaş, Türkiye’nin bugün insani yardımda dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını, bu tablonun köklü yardımlaşma ve dayanışma geleneklerinin bugüne yansıması olduğunu belirtti. Vakıf medeniyetinden gelen bu anlayışın, iyiliği yalnızca bir görev değil, toplumu ayakta tutan ortak bir değer olarak gördüklerini aktaran Göktaş, "Bugün bu mirası, modern sosyal politikalarla ve güçlü kurumsal ortaklıklarla geleceğe taşıyan çalışmalar yürütüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri çalışmalarımızın temel dayanaklarından biridir" dedi. Politikalarının temelini, toplum refahını yükseltmeyi amaçlayan sosyal devlet anlayışının oluşturduğunu vurgulayan Göktaş, Bakanlığının, sosyal devlet anlayışının sahadaki en güçlü temsilcisi olduğunu ifade etti.
"Aile dostu ekosistem anlayışını yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor"
Bakan Göktaş, 86 milyon vatandaşa dokunan, kimseyi geride bırakmayan hizmetler yürüttüklerini belirterek, "Bu kapsamda en büyük gücümüz kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum olarak kurduğumuz güçlü iş birlikleridir. Aile, çocuk, kadın, engelli-yaşlı, sosyal yardımlar ve şehit-gazi hizmetleri alanlarında paydaşlarımızla projeler gerçekleştirdik. Aile dostu ekosistem anlayışını yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bugün bin 200’ü aşkın şirketimiz, evlenen ve çocuk sahibi olan çalışanlarına destek olmayı taahhüt etti" diye konuştu. Kadınların her alanda güçlenmesi için iş dünyasına yönelik taahhütleri içeren "Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi İlkeleri"ni kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Göktaş, otomotiv sektörünün öncü firmalarıyla engelli bireylerin iş hayatına katılımını sağlayan destekli istihdam projeleri yürüttüklerini söyledi.
Mobil operatörlerle huzurevlerini dijital dünyaya bağladıklarını, yaşlıların sevdikleriyle ve toplumla bağını güçlendirdiklerini kaydeden Mahinur Özdemir Göktaş, ileriki dönemde, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu doğrultusunda bu iş birliklerini daha da genişletmeyi hedeflediklerini bildirdi.
"Gerçek değişim kararlı ortaklıklarla mümkün oluyor"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, sosyal sorumluluk alanında kamu ve özel sektör arasındaki mekanizmalara ve ortaklıklara ilişkin düşüncelerini de paylaştı. Kurumsal sosyal sorumluluğun, son çeyrek asırda köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirten Göktaş, geçmişte büyük ölçüde kârın, bir kısmını topluma aktaran gönüllü bir hayırseverlik olarak görüldüğünü, bugün ise şirketlerin iş modellerinin, yatırım kararlarının ve tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini vurguladı. Yatırımcıların artık yalnızca finansal sonuçları değil, şirketlerin topluma ve çevreye etkisini de sorduğuna dikkati çeken Göktaş, "Taahhütten etkiye geçişin üç temel şartı olduğuna inanıyorum. Birincisi, ölçüm. Sosyal etkinin de çevresel etki kadar şeffaf ve karşılaştırılabilir göstergelerle ölçülmesi gerekiyor. İkincisi, uyum. Şirketlerin sosyal sorumluluk çalışmalarının, ülkelerin sosyal politika öncelikleriyle uyumlu olması, kaynakların en doğru alana yönelmesini sağlıyor. Üçüncüsü, süreklilik. Gerçek değişim, kısa vadeli kampanyalarla değil, uzun soluklu ve kararlı ortaklıklarla mümkün oluyor" ifadelerini kullandı. Bu şartları hayata geçirmek için Bakanlık olarak somut mekanizmalar kurduklarının altını çizen Bakan, tüm paydaşlarla yürüttükleri iş birliklerini daha güçlü kılmak amacıyla hazırladıkları Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı’nın bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi.
"İyilik Var Gönüllülük Platformu dijital bir köprüdür"
Eylem planıyla şeffaflık, hesap verebilirlik, gönüllülük kültürünün yaygınlaştırılması ve dijitalleşme başlıkları altında çalışmalar yürüttüklerini aktaran Mahinur Özdemir Göktaş, böylece sosyal taraflarla ilişkilerini daha kurumsal bir zemine taşıdıklarını ve destek mekanizmalarını daha etkin biçimde harekete geçirdiklerini ifade etti. Dezavantajlı kesimlere uzanan her hizmetin, toplumun ortak emeğiyle daha da güçleneceğine inandığını vurgulayan Göktaş, "Bu amaçla geçtiğimiz ay ‘İyilik Var’ Gönüllülük Platformu’nu hayata geçirdik. İyilik Var, Bakanlığımızın güvencesinde vatandaşlarımızın zamanını, emeğini, bilgisini ve mesleki birikimini gerçek ihtiyaçlarla buluşturan dijital bir köprüdür. Platformun ‘İyilik Kapısı’ modülü sayesinde şirketlerimiz, esnafımız ve serbest meslek mensuplarımız ihtiyaç sahiplerine doğrudan ayni bağış ve hizmet desteği sunabiliyor. İnanıyorum ki bu iyilik ekosistemi, Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda ailelerimize güç, topluma güven ve geleceğimize umut katan en kıymetli dayanaklarımızdan biri olacak" şeklinde konuştu.
"Kurumsal sosyal sorumluluğu, toplumsal refaha yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz"
Bakan Göktaş, oturumda Türkiye’nin küresel düzeyde sosyal sorumluluk alanındaki elde ettiği deneyime ve gelecek dönemde vereceği katkıya ilişkin soruya da cevap verdi. Küresel gündemde iklim ve çevre başlıklarının güçlü bir yer edindiğini, sosyal boyutun, insanın, ailenin ve toplumun çoğu zaman ikinci planda kaldığına dikkati çeken Göktaş, dünyanın ciddi sosyal dönüşümlerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Pek çok ülkede doğurganlık hızının nüfusun yenilenme seviyesinin altına düştüğünü kaydeden Göktaş, nüfusların yaşlandığını, bakım ihtiyacının arttığını söyledi.
Dijital dünyanın, çocuklar için hem büyük fırsatlar hem de yeni riskler barındırdığını aktaran Göktaş, "Bu nedenle, kurumsal sosyal sorumluluğun önümüzdeki dönemdeki asıl sınavının sosyal alanda olacağına inanıyorum. Kurumsal sosyal sorumluluğu, insan kaynağına ve toplumsal refaha yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz" dedi.
Türkiye’nin bu yaklaşımla elde ettiği tecrübenin sınırlar ötesinde de karşılık bulduğunu vurgulayan Göktaş, "2016’dan bu yana yürüttüğümüz Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi, Global Engineer Girls adıyla sınırları aştı. Bugün ev sahibi Suudi Arabistan da dahil yedi ülkede genç kadınlara burs, mentorluk ve istihdam kapısı açıyor. Bu çerçevede, sosyal boyutun küresel sürdürülebilirlik gündeminde hak ettiği yeri alması için ortak bir çaba göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Aileyi, çocuğu ve yaşlıyı merkeze alan bir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının, uluslararası standartlara daha güçlü biçimde yansıması gerekiyor. Türkiye olarak, bu alandaki tecrübelerimizi paylaşmaya ve dost ülkelerle iş birliğimizi derinleştirmeye hazırız. Forum’un daha adil, daha kapsayıcı ve daha müreffeh bir gelecek için yeni iş birliklerine vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.